Çocuklarda Dengeli Sorumluluk Bilinci

Çocuklarda dengeli sorumluluk eğitimi ve anne çocuk

Günümüzde ebeveynlerin en çok zorlandığı konulardan biri çocuklarda dengeli sorumluluk bilinci oluşturabilmektir. Denge! İslam’ın, hayatın her alanında öğütlediği; insan ruhunu sekinete ulaştıran ve kişiye huzurlu bir yaşam sunan en önemli değerlerden biridir. Müslüman, hayatın her alanında dengeyi yakalamak için çabalar. Nefsin ifrat ve tefrite kayan yönlerini, vahyin nuruyla dengelemeye çalışır.

Çevremize baktığımızda, iç dünyasında dengeyi yakalayan kişilerin, hayatlarında da bir ölçü olduğunu görürüz. Bu kişiler zamanla, kulluğu önceleyen ama kendine zulmetmeyen, adaleti önce kendine ve çevresine uygulayan güzel müslümanlara dönüşür. Bu bir eğitim sürecidir aslında. Dengesi şaşmış binlerce insanın arasında, yeniden yolunu bulma çabasıdır.

Öyle değil mi? Bugün, insanların terazisi şaşmış, ne kendilerine ne de çocuklarına karşı dengeli bir yaklaşımda bulunamıyor; duygu ve davranış eğitimi vermeye çalışırken duygusuz ve empati yoksunu nesiller yetiştiriyorlar.

Denge, hayatın her alanını kapsayan geniş bir konu elbet. Fakat bizler bu yazımızda sadece, çocuklarda dengeli sorumluluk kazandırmanın yollarını konuşacağız. Hâlimize uzaktan bir bakacak, sonrasında yeniden dengeye dönmenin formüllerini arayacağız.

Öncelikle, onlarca öğrenciyle çalışmış bir eğitimci olarak, bu konuda oldukça üzücü tablolara şahit olduğumu söyleyebilirim. Bir yandan yaşının üzerinde aşırı sorumluluk yüklendiği için kendi sorumluluklarını yerine getiremeyen, derslerine dahi çalışamayan çocuklar; diğer yandan hiçbir sorumluluk verilmediği için ödevlerini dahi yapmakta zorlananlar.

Çoğu kez, en önemli görevi öğrenmek, gelişmek olan okul çağındaki çocukların omuzlarına; anneye ait sorumlulukların yüklendiğine şahit oldum. Kardeşlerine bakmaktan, ev işi yapmaktan, misafirlerden veya gezmeye gidip durmaktan derslerine vakit ayıramayan onlarca öğrenciden çalınan bu vaktin hesabını kim verecek? Ya da onlara bir şeyler öğretmek için çabalayan hocalarının hakkını kim ödeyecek?.. 

Yanlış anlaşılmasın! Burada, “Çocuklara evde sorumluluk verilmemeli, tek işleri dersleri olmalı!” gibi çarpık bir anlayıştan bahsetmiyoruz. Tam tersi! Bu yaşlar -çocukluk ve gençlik yaşları- hayatı öğrenme yaşlarıdır. Çocuklarımız sorumluluk almayı öğrenecekler ki hayatta kalabilmeyi, en ufak zorlukta yıkılmamayı öğrensinler. Fakat dengeli bir şekilde. Örneğin, bir kız çocuğumuz varsa yaşına göre ufak ufak sorumluluklar verebiliriz. Önceliği dersleri olmalı ama ihtiyacımız olduğunda bize yardımcı olmayı da bilmeli. Mesela her akşam bulaşık makinesini boşaltma ve mutfağı toparlamada anneye yardım etme gibi. Fakat bunlar spesifik görevler olmalı. Evin tüm sorumluluğu, çocuğa yıkılmamalıdır.

Öte yandan bizim eğitime verdiğimiz değer ne ise, çocuklarımızın da o değeri vereceğini unutmamalıyız. Eğer biz gezmeye giderken çocuğumuza ödevlerini de yanına almasını söylemiyor, o hatırlattığında da “Amaan bu defa da yapmayıver.’” gibi tepkiler veriyorsak; elbette çocuklarımızın eğitime bakışı da aynı minvalde olacaktır. 

Eğitim dışında bir de konuyu duygusal çerçevede değerlendirelim. Çocuklarımız o kadar akıllılar ki bazen onların çocuk olduğunu unutuyoruz. Öyle ki kendi yaşadığımız problemleri, kimseye anlatamadığımız dertlerimizi çocuğumuzun küçücük omuzlarına bırakıyoruz. Oysa bu yükü biz bile taşıyamamışız değil mi? O nasıl taşıyacak?.. Bizi anladığını düşünüyor ve arkadaşımızmış gibi davranıyoruz. Fakat yanılıyoruz. Çocuklarımız, bizim arkadaşlarımız değil. Evet onlar çok akıllılar ama annelerinin duygusal yükünü taşıyacak kadar güçlü değiller… Umarım bu yazı, çocuklarımıza yaklaşımımızı olumlu yönde etkiler ve onların omuzlarına maddi veya manevi olarak yüklediğimiz fazlalıkların farkına varırız…

Bambaşka bir açıdan bakarsak; çocuklarını bir fanusun içinde büyüten, onlara hiçbir sorumluluk vermeyen, neredeyse tabağındaki lokmayı ağzına verecek annelerle karşılaşıyoruz. Yapabileceği hâlde çocuğa verilmeyen sorumlulukların acısı zamanla öyle bir çıkıyor ki bu çocuk büyüyüp aile kurduğunda ailesinin sorumluluğunu da alamıyor ve aileler bir bir yıkılıyor… Örneğin, büyürken tembelliğe alıştırılmış, her istediğini elde eden; bakkala gitme, çöpleri atma gibi basit görevlerde bile mızmızlanan erkek çocukları; yetişkin sorumluluklarını kaldıramayan, girdikleri işte bir türlü tutunamayan, her istediği olmadığında çılgına dönen adamlara dönüşüyor.

Bu gibi acı sonlardan sakınmak için çocuklarımıza küçük yaşlarda dengeli sorumluluklar vermeliyiz. Örneğin; yatağını toplama, çamaşırlarını düzenleme, oyuncaklarını toplama, çöpleri atma gibi ufak ufak görevlerle çocukta sorumluluk bilinci oluşturulmalı; okul çağına gelindiğinde ise zamanla artan sorumluluklara uyum sağlanmalıdır. 

Örnekler çoğaltılabilir tabi. Fakat maksadın anlaşıldığını düşünüyorum. Burada önemli olan hususlardan biri de annelerin bunu bilinçli bir şekilde yapmaması… Elbette hiçbir anne çocuğunun kötülüğünü istemez. Ona sorumluluk verirken veya vermezken genelde duygusal davranır. Kıyamadığı için böyle yaptığını söyler…

Ama bu bilinçsizce davranışlar, inşa ettiğimiz koca bir hayatın temellerini sarsar. Kişiliği oturmamış nesiller türemesine sebebiyet verir.

O yüzden sevgili anneler, Allah için çocuk yetiştirmenin önemini yeniden hatırlayalım. Çocuklarımıza sorumluluk verirken bilinçli bir şekilde vermeye çalışalım. Bu konuda, özellikle çocuklarda dengeli sorumluluk üzerine yazılmış eserler okuyalım. Rabbimizden yardım isteyelim ve İslam’ın izzetli nesillerini hep beraber yetiştirelim. Bizi kimliğimizden ve değerlerimizden koparmak isteyenlere rağmen, silkelenip yeniden kendimize gelelim…

Kelimelerin İzini Sürmek: Kayıp Kavramlar ve Aslına Dönüş

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir