Dokun, Hisset, Keşfet: Çocuklarda Duyusal Gelişim Neden Bu Kadar Önemli?

Minicik eller, dünyaya merakla bakan gözler, annesinin sesine aşina kulaklar… Bunların hepsi bir bebeğin duyusal gelişiminin ilk adımlarıdır. İnsan, dünyaya adım attığı andan itibaren çevresini anlamlandırmak için duyularına tutunur. Duyular, hem yaşamı kavramanın hem de hayatta kalmanın temelidir. “Bu keşfetme süreci, çocuğun duyusal gelişiminin en önemli basamaklarını oluşturur.”

Yeni doğan bir bebek, annesinin sıcak ve güvenli kollarında huzuru bulur. Bu sıcaklık yalnızca bir his değil; onun için hayati bir ihtiyaçtır. Günler geçtikçe bu küçük birey, çevresine karşı daha meraklı olur. Önce gözleriyle her şeyi takip eder, “Ce ee” oyunları onun için büyük heyecan kaynağıdır. Sonra işler biraz daha renklenir: Dokunmak ister, eline geçeni ağzına götürür. Biraz daha büyüdüğünde ise her şey tam anlamıyla “tozu dumana katmak” olur.

Hele bir de toprak ve suyla buluştukları anlar… Tüm bu deneyimler çocukların duyusal gelişimini güçlendirir. Bazen de bir kedinin peşine takılıp sokak sokak dolaşırken bulursunuz kendinizi; yeter ki kediyi yakalayıp yumuşacık tüylerini okşayabilsin.

Bazı çocuklar çok hassastır; öyle vıcık vıcık, tuhaf şeylere hiç dokunmazlar. Bazıları ise ne bulursa paldır küldür mıncıklamak ister. Her şeye dokunabilen çocuklarla duyusal etkinlikler yapabilmek çok kolay ve eğlencelidir; değişik dokudaki her şeye dokunabilir ve yeniliklere çok açıktırlar. Benim gibi, haşlanmış yumurtanın dış yüzeyine bile dokunamayan bir çocuğunuz varsa, işte o zaman bu duyu muyu işleri biraz emek gerektirir. Dokunmasa bile duyusal etkinlikler sunmaya devam etmek, çocuğun yavaş yavaş bu durumu yenmesine yardım eder.

En son geldiğimiz nokta, nohut suyundan yapılan köpükle bir saat oynaması ve bu süre boyunca çevresindeki hiçbir şeyle ilgilenmemesi… İşte bu, bir anne için başarıdır. Kulağa komik gelse de… Eskiler olsa, “Amaan, o neymiş? Şimdi her yeri batacak!” derlerdi. Şimdilerde ise bir annenin gözlerini parlatacak bir başarı, nohut suyu köpüğü.

Bırakalım çocuklarımız rahatça çamurlara bulansın, çimlerde yuvarlansın, yeni tatlar denesin, hayvanları okşasın, yağmurda ıslansın ve daha nice kirlenmeli işlere girişsinler. Ancak böyle çocuk olurlar ve ancak böyle hayatı anlayabilirler.

Çocuklarımıza çocukluk yaptıkları için kızmayalım. Eee, ne de olsa çocuklar yahu…

 

No comments yet

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir